Yazmam gerek bu akşam Sultanahmet’te One minute konseri vardı, çalıştığımız yerde Sultanahmet’te olunca, bizim arkadaşlarda iş çıkışı bakalım deyince bakmaya gittik. Yok beleş konsere gittim diye bahaneler aramıyorum, gittik 10 dakika için, bakın bir dakika olayını yaşamak için 10 dakikamızı ayırmayı göze aldık ve gittik bin pişman olduk. Olmadık da utandım, evet Başbakanımızın tam one minute dediği anı bekledik önce, ondan sonra geriye saydık one minute demek için bekledik durduk. Hep bir ağızdan One Minute diyerek ezikliğimizi dünyaya haykırmış olduk. Bunu yaparken kendimi alçak koltukta oturan Büyükelçinin durumundan daha alçak bir durumda hissettim. Koca ülke ilkokul çağı çocukları gibi bunu yapar mıydı, bizim ülke yapmıştı. Kendimizi tatmin etme yolunu seçtik ve ettik. Bir One Minute sevdamız devam ediyor, üstelik işin esprisini de kaçıyoruz bu yüzden.
Tayyip Erdoğan One Minute dediğinde bende sevinmiştim, ilk defa bir dakika boyunca birçok ülkenin dikkatini çekme şansı yakalamıştık, ama böyle olmamalıydı, bu iş sulanmamalıydı. Su katılmış süt gibi duruyor bu One Minute artık. Hele ki özel güvenlik bayanın bizim bayan arkadaşa gel seni arıyım yavrum demesi, sonra da bana dönüp erkek gözüyle nasıl arıyorum yorum yap demesi bizi kırdı geçirdi, bu işin komik tarafıydı, oysa daha da acı olan böyle bir konser düzenlenmesi bir One Minute adına, hadi konser neyse, ya geriye doğru sayıp One Minute demek, çok oryantalist bir yaklaşımdı, hele ki oryantalleri aratmayan siyasi kıvırmaları gördükten sonra.