İstanbul’da kar yağıyor sokakta, bense sıcacık evimdeyim, şimdi gidip sokakta üşüyen insanların edebiyatını yapmayacağım, bugün nöbet tutanları yazacağım, nerden esti bu nöbetçileri yazmak, öyle içimden geldi. Bugün Beyaza bürünen İstanbul’da beyaz elbiseleriyle ile doğuda nöbet tutan askerden tutun, bir başka yerde nöbet tutan beyaz önlüklü doktora, beyaz önlüklü hemşireye, yeşilli askere kadar bugün birçok insan nöbetçi coğrafyanın farklı yerlerinde ve o yerlerde yine birtakım evlerde o nöbetçileri bekleyen anneler, eşler, sevgililer var. O nöbeti tutarken bir tutam uykunun hesabını yapanlar ve yine onlar nöbet tutuyor diye uyumayacak olanlar var. Uyuyup aklı orada olanlar var.
Nöbet ya da gece görevi, gece çalışması, güneşin doğuşunu canlı görmek güzel olsa gerek. Düşünsene gece çalışıyorsun, nöbet tutuyorsun sonra bir bakıyorsun, güneş doğmuş yeni güne umutlu başlamışsın. Belki de bu yüzden kimi zaman gece çalışmak güzel bir gün önce başlayıp bir gün sonra yeni hayallere kurabilmek ya da bir üzüntünün ardından gidip evde uyumak. Hayatımın kimi dönemlerinde gece çalıştım ama bizde kademe atladıkça gündüz çalışır insan, gece çalışanları daha az iş kabiliyeti olanlardır ya da gündüz işleri olanlardır. Bir de bu nöbetçiler vardır hem gündüz hem gece çalışan, işte onlar için hayat daha da zor olabiliyor, diğer gün bir başka işleri olabiliyor yorgunluk.
Yorgunluk, kimi zaman yorgunluğu ertesi gün karşınıza çıkacak bir umut bir güler yüz alır, yorgunluğunuzu unutursunuz. Bugün uyuma isteği olan tüm görevli nöbetçilere yakalanmayacakları uykular gözlerini dinlendirme şansları diliyorum. Evde bekleyen uyuyamayanlara da uyuyun ki sabah olsun kavuşmak için sayacağınız günler bir azalsın ya da kavuşma anı gelsin. Nöbette uyumak en güzel duygulardan biridir. İnsanın hata böyle kaç tane duygu olabilir ki.